2019/11/12 at 9:41 AM
Banner Top

A Milli Futbol Takımı’nın Konya’da İsveç ile oynayacağı karşılaşma ile ilgili  Atiker Konyaspor’un hazırladığı “Buyursunlar gelsinler” temalı klibe bayıldım.

Klipte A Milliler’in Konya’ya geleceğini duyan şehrin farklı noktalarındaki kişilerin “Buyursunlar gelsinler” şeklinde cevap verdiği sahneler samimi, sıcak, Türk konukseverliğini yansıtıyor.

Atiker Konyaspor Başkanı Hilmi Kulluk’un“Buyursunlar gelsinler başımızın üstünde yerleri var”sözleriyle sona eren klip, aynı zamanda kentin önemli yerlerini de görsel olarak sunuyor.

Çalışma “bir taşla bir çok kuş” vururken, hem kentin yapısal ve duygusal karakteri adına, sıcak önemli mesajlar veriyor, hem de Konya’nın bir spor kenti olma yolunda hızla ilerlediğini ve Ulusal Takımı daimi olarak sahiplenecek kadar geliştiğini ortaya koyuyor. Kentin tanıtımını da, ulusal duygular üzerinden, futbol yani spor yoluyla aslanlar gibi gerçekleştiriyor.

Can dostlarımızın da, sinesinde, sportif anlamda önemli görevler üstlendiği Konya kenti adına sevindirici gelişmeler. Bir zamanlar deplasmanda Galatasaraylı futbolcunun buz sahada ayağının kayıp kolunu kırdığı kent şimdi başka futbol stadı olmak üzere mükemmel tesislere sahip olmuş. Hani biraz daha zorlasa da mini bir olimpiyata ev sahipliği yapacak. Milli maçların ise değişmez adresi olma yolunda hızla ilerliyor.

İzmir kenti olarak Konya’ya gıpta ile bakmamak mümkün değil.

Diyelim milli maç İzmir’de oynanacak ve klibi de biz hazırladık. Kordon’dan, Karşıyaka’dan Yalı’dan, Alsancak Garı’nın önünden, Bornova’dan, Kadifekale’nin tepesinden. Saat Kulesi’nin önünden”Buyursunlar gelsinler” dedik, Milliler’e…

Adama sormazlar mı?

Buyursunlar da nereye?

Bir zamanlar ulusal maçların tek adresi uğurlu stat Atatürk, yıkılacağı günü bekliyor. Bizlerde yaş yavaş yavaş kemale ererken, çocukluğumuzda 71 Akdeniz Oyunları’na ev sahipliği yapan emektar stat çağa ayak uyduramamış, yerinde yenilememiş. Kentin üzerinden Cumhuriyet Tarihi’nin en büyük ve görkemli spor organizasyonu 2005 Universiade geçmiş, ama elde kala kala, adı dev işlevi cüce bir salon, bir de yıkılan Gençlik Spor Binası’nın yeni adresi olmaktan başka bir işe yaramayan sözüm ona tenis tesisleri kalmış dişe dokunan…

“Olimpiyat” demişiz,  “Avrupa Şampiyonası” demişiz, hep dışarda kalmışız. Üç stada başlamışız, birinin akibeti meçhul, ikisi gidiyor ama, son ortamda hangi hızla?

Sahi İzmir’deki son A Milli Takım maçını hatırlayan var mı?

Anımsatayım; Türkiye – Fildişi Sahili dostluk maçı… 11 Şubat 2009… Dostça bitmiş. Gökhan Ünal’la 11. Dakikada öne geçmişiz. Kısa bir süre önce emekliye ayrılan, G.Saray formasını da giyerek Türkiye’ye mal olan dünya yıldızı Drogba’nın 90. dakikadaki golüyle de skor 1-1’de eşitlenmiş.

O gün stadı dolduranlar belki de bir tarihe tanık olduklarının farkında değillerdi.

Zira aradan geçen 10 yıla yakın süre içinde İzmir’de hiç milli maç oynanmadı.

A Milli Takım, 2009’daki Fildişi Sahilleri sınavından sonra Kayseri’den tutun da, Manisa, Mersin,  Konya, Antalya, Eskişehir, Bursa, Trabzon, Adana, Ankara’ya hatta Rize’ye kadar 20’ye yakın farklı statta puan ve hazırlık maçı oynadı. Ama kimse İzmir’in semtine uğramadı.

İlk milli heyecanını açıldığı 71 yılında yaşayan Atatürk Stadı, neredeyse ay-yıldız’a yasaklandı. Destanlar yazdığımız 76 Avrupa Şampiyonası, 78 Dünya Kupası maçları 90 bin seyirci gören İrlanda maçları, Avusturya sınavları, İngiltere maçları bizim kuşağın anılarında tatlı bir lezzet olarak hala tazeliğini koruyor.

Sene 90, sene 93 – sene 96 giderek azalmış milli maçlar…  96’da Beyaz Rusya… 2006’da Çek Cumhuriyeti… 10 yıl geçmiş aradan… Küsmemiş ay yıldız’a İzmir … İsviçre cezasının ardından ilk sınav. UEFA’nın gözü üzerimizde. Kayıtsız destek gelmiş, yeniden hayata dönmüş Milli takım İzmir’de… Sonra 2009 Fildişi maçı… Gidiş o gidiş…

2024 hayali geride kaldı.  UEFA, şampiyona için aday ülkelerden, biri 60 bin ve üzeri olmak üzere en az 50 bin kapasiteli 3 stat, 40 bin üzeri kapasiteli 3 stat ve en az 30 bin kapasiteli 4 stat talep etmişti. Ama 8 farklı şehir arasında İzmir proje olarak dahi yer alamadı.

Sadece futbol değil, diğer branşlarda da İzmir’deki ulusal ve uluslararası organizasyonlarının sayısı hızla azalıyor. Bir zamanlar bu tür organizasyonların birinci adresi olan kent, modern statlar ve tesislere kavuşan mütevazi Anadolu kentlerinin dahi gerisinde kalmış.

  • İzmir olarak aklımızı başımıza almamız gerek. Önce sporun kent ekonomisindeki öneminin farkına varmak gerek. Ardından yumruğu tek bir noktaya, İzmir’i spor kenti yapma hedefine vurmalıyız. Her türlü siyasal, ekonomik, sosyolojik, renksel, kulüpsel çekişmeleri bir kenara bırakarak, yerel liderler önderliğinde, iş dünyası, üniversiteler, kulüpler, sivil toplum kuruluşları bir araya gelmeli ve ayağı yere basan kısa ve uzun vadeli master planlar yol göstericiliğinde ilerlemeliyiz. Önce tesisleşmeyi sağlamalı, her kulübe kendine yetecek stat, salon, konaklama tesisleri, spor fakülteleri, sporcu sağlık merkezleri oluşturmalıyız. Ulusal ve uluslararası organizasyonları İzmir’e kazandıracak spor ve turizm işbirliğini gerçekleştirmeliyiz. Özetle el birliğiyle İzmir’i spor kenti yapma yolunda çok çaba harcamalıyız.

Yoksa; “Buyursunlar gelsinler” dediğimiz de, adama sorarlar:

Buyursunlar da nereye?

Suavi Yardımoğlu – Futbol Dosyası Spor Yazarı

 

 

 

Banner Content
Tags: , , , , ,

Related Article

0 Comments

Leave a Comment

Sosyal Ağ

INSTAGRAM

YOUTUBE