2019/11/17 at 8:15 AM
Banner Top

Ege derbisi adına yaraşır güzellikte Egeli dostluğuyla başladı. Denizli Yeşil Cephe Grubu’nun, önce Göz Göz çekip ardından “Göztepe, sen bizim kardeşimizsin” sloganlarına sarı kırımzılı taraftarlar “Hoşgeydini” alkışlarıyla karşılık verirken, tüm stadın birlikte “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diye haykırması futbol alanlarından en güzel Zafer Bayramı kutlamalarından biriydi.
İki taraftar topluluğu da birbirine sataşmadan, küfür etmeden, üstelik bu önemli bayramın anlamını zem etmeden de takımına destek verilebileceğini kanıtladı. Helal olsun sizlere.
Derbi de canlı istekli, vasatın üzerine çıkamayan ama, zaman zaman sertleşen rüzgar engeli altında mücadeleci bir futbol vardı.
Ne var ki sonucu futbolcuların çabaları ve sahada ürettikleri değil, görece maçın hakemi Suat Arslanboğa tayin etti.
Denizli – Galatasaray maçında VAR’da skandal bir karara imza atan Arslanboğa, Yukatel Denizlispor’un penaltı canavarı Stackhowiak’ın penaltıyı kurtarması ve Horozlar’ın kazanması ile dillere düşmekten kurtulmuştu.
Bu kez Arslanboğa sahada Burak Şener, yardımcısı Çağdaş Altay’la VAR’daydı. Ne yazık kiTürkiye’de VAR işini bir türlü çözemedik. “Hakemler ordan oraya koşturuyor. Hep aynı isimler yıpranıyor” derken, hakem hocası niteleğindeki isimler yerine, şimdi de sahadaki hakemden daha deneyimsiz hakemleri kritik kararları yorumlamak üzere ekran başına oturtmaya başladık. Bir de futbolun ruhuna göre karar vermeyi ve hemen makinaya teslim olmamayı öğrenemedik.
Rodallega 25. dakikada Beto ile çarpışırken masumdu. O kendi koşu yoluna sağına giderken, Beto kafasını biraz daha fazla eğince çarpışma meydana geldi. Kolombiyalı ne omuz çıkardı, ne gövdesini eğdi. Ama VAR buradaki ince nüans farkını süzemedi ve futbolun ruhuna eremedi.
Tıpkı Eren’in penaltı olması gereken pozisyonda sarı kart gördüğü gibi… Eren o pozisyonda Oğuz Yılmaz’la göğüs göğüse mücadeleyle ceza alanı içine girerken, Oğuz’un hem üzerine düşmesi, hem de dikkatli bakıldığında yer düşerken sağ eliyle yaptığı müdahelenin süratle koşan Eren’in dengesini bozduğu açıkca ortadaydı. İlla faul olması için rakibin “ayağını eline vermesi” gerekmiyor, Sayın Burak Şener…


Suat Arslanboğa, bu güzel mücadeleyi çığırından çıkarmaya, derbinin niteleği açısından “aslanı kediye boğdurmaya” doğru giderken, VAR bu kez gözlerden kaçan pozisyonu kıstırdı ve Tiago Lopes’in Halil’e dirseğini yakaladı. Maçı televizyondan seyredenler hariç, o heyecan içinde, kimse ne olduğunu anlayamadı; Yoksa dakikalar geçtikten sonra Eren’in pozisyonuna mı penaltı çalınmıştı?
Hakemlik mekanik ve işaret dilinin ön plana çıktığı bir görsel sanat olunca güzelleşiyor. Hakemin sahadaki duruşu, beden dili ve işaretler önemli. Arslanboğa Halil’in yanına gidip basit bir dirsek işareti yapıp sonra Lopes’in yanında aynısını tekrarlayıp kartını gösterseydi, sahada bir pazar bulmacası oluşmayacaktı. Arslanboğa’nın bir başka soru işareti ise, neden doğrudan kırmızı kartını çıkarmak yerine, önce sarı karta başvurması oldu.

Karşılaşmaya ve takımlara gelince;

Göztepe: Beto, Gassama, Reis (Dk. 63 Castro), Titi, Berkan Emir, Halil Akbunar (Dk. 85 Yasin Öztekin), Poko, Alpaslan Öztürk, Serdar Gürler (Dk. 79 Deniz Kadah), Soner Aydoğdu, Eren Derdiyok

Yukatel Denizlispor: Stackhowiak, Tiago Lopes, Oğuz Yılmaz, Sapunaru, Bergdich, Aissati (Dk. 88 Mehmet Akyüz), Zeki Yavru, Murawski, Barrow (Dk. 71 Sacko), Recep Niyaz (Dk. 85 Mustafa Yumlu), Rodallega
kadrolarıyla mücadele etti.
Göztepe geçmiş maçlarına oranla rakibi üçüncü bölgeden karşılayan, Eren’in çok daha çalıştığı, orta alandan daha etkili çıkan ve pas yapan ve önemlisi de kalitesi ne olursa olsun şut denemesi yapan, istekli, arzulu bir görüntüdeydi.
Soner’in bu takıma çok şeyler katacağı açık. Ne var ki Eren dururken penaltı kullandırılması Göztepe’nin geçen yıl ki kararsızlığını anımsattı.
Soner’in harika performansını taçlandırmasını, daha üçüncü maçtan üçüncü kez penaltıya geçit vermeyen Adam Stackhowiak, önledi. Serdar tutuktu. Reis’in 63. dakikada sakatlanması üzerine savunmaya da geçen Alpaslan yeni yerini de yadırgamadı belki de aksayan Titi’nin yerine Tamer Hocası’na yeni alternatif sundu. Eren çok çalıştı, iyi niyetliydi, ama henüz yeterli görünmedi. Gassama ve Poko da çok çalışanlardan ikisiydi. Soner’in maestrosunda Mossoro ile organize olacak Göztepe olumsuz imajı silebilir. Ama sarı kırmızılıların pres düşüncesini asla bırakmamaları, orta alanda topu ezmeden süratle kanatlara ve boş alanlara açılması ve doğrudan Eren’in kafasına indirilecek toplarla gol araması, Göz Göz’ün yetersiz kadrosunun eksilerini kapatabilir. Tabi özellikle kendi alanında hücum ve çok forvetli oyun stilinden ödün verilmemesi şartıyla.
Bu maçta Göztepe’nin arzulu futbol karşısında hünerlerini sergileyemeyen, Denizlispor’da çok klas oyuncular var ve müthiş alternatifli bir kadro. Göztepe orta alanının özellikle Recep Niyaz’ın Alpaslan tarafından kelepçelenmesiyle Horozlar yeteri kadar organize olamadı. Rodallega da bu kora kor mücadelenin içinde beklediği topları alamayınca, kaybolup gitti. 21 numara Zakarya Bergdich’in Halil’in 20 metre gerisinden depar atarak topa müdahele etmesi fantastikti. Horozlar’ın yedek kulübesi bile bir çok takımı kıskandıracak oyuncularla dolu. Nitekim Yücel Hoca, tecrübeli Mehmet Akyüz’ü oyuna alıp top hakimiyetini sağlayabiliyor. Mustafa Yumlu gibi bir oyuncu 10 kişi kalan ekibe savunmada güvence verebiliyor. Aisati’nin etkisizliği Horoz’un el frenini çekerken, Olcay Şahan’ın da katılacağı bu ekibin Murawski, Barrow gibi klas isimlerle çok canlar yakacağını söyleyebiliriz. Tabi Göztepe’nin çok iyi alan daraltmasını ve taraftar desteğiyle coşarak, rakibi sindirmesini de gözden kaçırmayalım.
Adam üçüncü penaltısını da kurtararak güzelliklerle başlayan gecenin skor açısında da dostça bitmesini sağladı.
Ama şu da bir gerçek ki; maçın kaderini futbolculardan çok Arslanboğa çizdi.

Banner Content
Tags: , , , , , , , , ,

Related Article